Akciğer kanseri genetik testi, tümör hücrelerinde kanserin gelişimini ve büyümesini etkileyebilen genetik değişikliklerin araştırılmasıdır. Günümüzde özellikle küçük hücreli dışı akciğer kanserinde yapılan moleküler testler, yalnızca hastalığın daha ayrıntılı tanımlanmasını sağlamakla kalmaz; bazı hastalarda hangi hedefe yönelik tedavilerin kullanılabileceğinin belirlenmesine de yardımcı olur.

Akciğer kanserinin aynı patolojik tanıya sahip iki kişide bile moleküler olarak birbirinden farklı olabileceği bilinmektedir. Örneğin her iki hastaya da akciğer adenokarsinomu tanısı konulmuş olsa bile bir hastanın tümöründe EGFR mutasyonu, diğerinde ALK füzyonu, bir başkasında ise KRAS G12C mutasyonu bulunabilir. Bu farklılıklar tedavi yaklaşımını önemli ölçüde değiştirebilir.
Bu nedenle günümüzde akciğer kanserinin değerlendirilmesinde yalnızca “Kanser var mı?” sorusu değil, “Bu tümörün moleküler özellikleri nelerdir?” sorusu da önem taşımaktadır.
Akciğer kanserinde genetik test denildiğinde çoğu zaman kişinin anne veya babasından aldığı kalıtsal genlerin araştırılması anlaşılmaktadır. Oysa akciğer kanserinde tedavi amacıyla yapılan testlerin büyük bölümü tümöre ait somatik genetik değişiklikleri araştırır.
Somatik değişiklikler kişinin yaşamı sırasında kanser hücresinde ortaya çıkar. Dolayısıyla tümörde EGFR, KRAS veya ALK gibi bir değişiklik bulunması, bu değişikliğin mutlaka aileden geldiği veya çocuklara aktarılacağı anlamına gelmez.
Tümörün moleküler profilinin araştırılması için kanser dokusundan veya bazı durumlarda kandan elde edilen tümöre ait DNA/RNA parçaları incelenebilir. Özellikle geniş kapsamlı Yeni Nesil Dizileme (NGS – Next Generation Sequencing) panelleri sayesinde aynı örnek üzerinden çok sayıda gen ve farklı genetik değişiklik türü birlikte değerlendirilebilir. CAP/IASLC/AMP rehberlerinde de çok sayıda ayrı tek-gen testi yerine uygun durumlarda çoklu moleküler panellerin kullanılmasının avantajlarına dikkat çekilmektedir.
Akciğer kanserinde genetik test yapılmasının en önemli nedenlerinden biri, tümörde hedeflenebilir bir moleküler değişiklik bulunup bulunmadığını araştırmaktır.
Kanser hücresindeki bazı genetik değişiklikler hücrenin kontrolsüz çoğalmasında adeta bir “gaz pedalı” gibi görev yapabilir. Bu değişikliklerden bazıları için geliştirilmiş hedefe yönelik ilaçlar bulunmaktadır. Böyle bir durumda tümörün moleküler özelliğinin bilinmesi, onkoloğun tedavi seçeneklerini değerlendirirken önemli bilgiler sağlayabilir.
Bu nedenle moleküler test sonucu tek başına bir laboratuvar raporu olarak görülmemelidir. Sonuç; tümörün tipi, hastalığın evresi, hastanın genel durumu, daha önce aldığı tedaviler ve diğer patolojik bulgularla birlikte değerlendirilmelidir.
İncelenecek genler kullanılan moleküler panelin kapsamına, tümörün histolojik tipine ve klinik soruya göre değişebilir. Küçük hücreli dışı akciğer kanserinde günümüzde klinik açıdan önem taşıyabilen başlıca moleküler değişiklikler arasında şunlar bulunur:
| Gen / Moleküler Değişiklik | Neden Önemlidir? |
|---|---|
| EGFR | Bazı EGFR mutasyonlarında EGFR'yi hedefleyen tirozin kinaz inhibitörleri kullanılabilir. |
| ALK | ALK füzyonu veya yeniden düzenlenmesi bulunan tümörlerde ALK hedefli tedaviler gündeme gelebilir. |
| ROS1 | ROS1 füzyonları hedefe yönelik tedavi açısından önemlidir. |
| KRAS | Özellikle KRAS G12C gibi belirli değişikliklerin tedavi açısından klinik karşılığı bulunabilir. |
| BRAF | Özellikle BRAF V600E mutasyonu hedefe yönelik tedavi seçenekleri açısından değerlendirilebilir. |
| MET | MET exon 14 skipping gibi değişiklikler hedeflenebilir moleküler değişiklikler arasındadır. |
| RET | RET füzyonları bazı hedefe yönelik tedavilere duyarlılık gösterebilir. |
| NTRK1/2/3 | Nadir görülen NTRK füzyonlarında TRK hedefli tedaviler kullanılabilir. |
| ERBB2 / HER2 | HER2 aktivasyonuna neden olan belirli mutasyonlar tedavi seçiminde önem kazanmıştır. |
Günümüzde EGFR, ALK ve ROS1'in ötesinde KRAS, BRAF, RET, MET, NTRK ve HER2 gibi moleküler değişikliklerin de klinik açıdan önemli olduğu bilinmektedir. NCI'nin güncel küçük hücreli dışı akciğer kanseri tedavi bilgilerinde bu moleküler alt grupların birçoğu için hedefe yönelik tedavi seçenekleri yer almaktadır.
Özellikle HER2 (ERBB2) alanındaki gelişmeler de moleküler testlerin neden geniş kapsamlı yapılabildiğini göstermektedir. HER2'nin belirli aktive edici mutasyonlarına yönelik yeni tedavilerin kullanıma girmesi, akciğer kanserinde moleküler profilin zaman içinde giderek daha fazla önem kazanabileceğini göstermektedir.
NGS, yani Yeni Nesil Dizileme, çok sayıda genin aynı anda analiz edilmesini sağlayan gelişmiş moleküler genetik yöntemlerin genel adıdır.
Klasik yaklaşımda EGFR için ayrı, KRAS için ayrı, başka bir gen için başka bir test yapmak gerekebilir. Geniş kapsamlı bir NGS panelinde ise uygun tasarıma sahip testlerle çok sayıda gen aynı örnek üzerinden incelenebilir. Böylece mutasyonların yanı sıra kullanılan yönteme bağlı olarak gen füzyonları, küçük ekleme-silmeler ve bazı kopya sayısı değişiklikleri gibi farklı moleküler değişiklikler de araştırılabilir.
Bu durum özellikle biyopsi materyalinin sınırlı olduğu akciğer kanseri hastalarında önemlidir. Çünkü küçük bir biyopsi örneğinin çok sayıda tek-gen testi için tekrar tekrar kullanılması, eldeki tümör dokusunun tükenmesine neden olabilir.
Ancak her NGS paneli aynı değildir. Panelde bulunan genlerin yanı sıra kullanılan DNA/RNA teknolojisi, kapsanan bölgeler, analitik duyarlılık ve varyantların klinik yorumlanma yöntemi de önemlidir.
Akciğer kanseri moleküler testlerinde en sık kullanılan materyal, tümörden alınmış doku veya sitoloji örneğidir. Bronkoskopi, transtorasik biyopsi, cerrahi operasyon veya başka bir yöntemle elde edilmiş ve patoloji laboratuvarında değerlendirilmiş örnekler uygunluk açısından incelenebilir.
Genetik analiz yapılmadan önce örnekte yeterli miktarda tümör hücresi bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi önemlidir. Çünkü moleküler testin güvenilirliği yalnızca kullanılan cihaz ve teknolojiye değil, başlangıç materyalinin kalitesine de bağlıdır.
Bazı hastalarda ise yeterli tümör dokusu elde edilemeyebilir veya yeniden biyopsi yapılması uygun olmayabilir. Böyle durumlarda belirli moleküler analizler için likit biyopsi değerlendirilebilir.
Evet. Uygun hastalarda kandan yapılan moleküler testlerle dolaşımdaki tümör kaynaklı DNA parçaları araştırılabilir. Bu yöntem genellikle ctDNA (circulating tumor DNA) veya likit biyopsi olarak adlandırılır.
Likit biyopsinin önemli avantajlarından biri yeni bir invaziv doku biyopsisine ihtiyaç duymadan kan örneği üzerinden moleküler bilgi elde edilebilmesidir. Özellikle doku örneğinin yetersiz olduğu, biyopsinin zor olduğu veya hastalık sırasında yeni direnç mekanizmalarının araştırıldığı durumlarda önemli bilgiler sağlayabilir.
Bununla birlikte kandan yapılan testin negatif çıkması, tümörde ilgili genetik değişikliğin kesinlikle bulunmadığı anlamına gelmez. Tümörden kana bırakılan DNA miktarı bazı hastalarda çok düşük olabilir. Bu nedenle negatif bir plazma sonucunda, klinik olarak gerekli ve mümkünse doku temelli analiz gerekebilir. FDA'nın ctDNA temelli testlere ilişkin bilgilerinde de negatif plazma sonucunun tümörün kesin olarak negatif olduğunu göstermediği belirtilmektedir.
Hayır. Moleküler testlerin en belirgin kullanım alanlarından biri ileri veya metastatik küçük hücreli dışı akciğer kanseri olmakla birlikte, günümüzde genetik testlerin önemi bazı erken evre ve lokal ileri evre hastalarda da artmıştır.
Örneğin belirli EGFR mutasyonlarına sahip ameliyat edilmiş hastalarda adjuvan hedefe yönelik tedavi seçenekleri bulunmaktadır. Benzer şekilde ALK pozitif bazı ameliyat edilmiş küçük hücreli dışı akciğer kanserlerinde de cerrahi sonrası hedefe yönelik tedavi kullanılabilmektedir. Bu nedenle moleküler testin hangi aşamada yapılacağı hastalığın evresi ve planlanan tedaviye göre değerlendirilmelidir.
Dolayısıyla “Genetik test sadece kanser vücuda yayıldığında yapılır” şeklindeki yaklaşım günümüzde her hasta için doğru değildir.
Hayır. PD-L1 testi ile tümör genetik testi birbirinden farklı incelemelerdir.
EGFR, ALK, KRAS, ROS1 veya RET gibi moleküler değişikliklerin araştırıldığı testlerde tümörün DNA veya RNA düzeyindeki özellikleri incelenir. PD-L1 ise çoğunlukla immünohistokimyasal yöntemle tümör hücreleri ve/veya tümör mikroçevresindeki protein ekspresyonunun değerlendirilmesine dayanır.
PD-L1 sonucu özellikle immünoterapi planlamasında önemli olabilirken, moleküler test sonuçları hedefe yönelik tedavilerin değerlendirilmesinde kritik rol oynayabilir. Bu nedenle ileri evre küçük hücreli dışı akciğer kanserinde moleküler testler ve PD-L1 değerlendirmesi birbirinin alternatifi olarak düşünülmemelidir.
Bir genetik test raporunda değişiklik saptanması her zaman aynı anlama gelmez. Bulunan değişikliğin hangi gende olduğu, değişikliğin tam türü ve mevcut bilimsel kanıtlar birlikte değerlendirilmelidir.
Bazı değişikliklerin doğrudan tedavi açısından klinik karşılığı bulunabilir. Bazılarının ise prognostik veya araştırma açısından önemi olabilir fakat güncel durumda doğrudan kullanılabilecek onaylı bir tedavisi bulunmayabilir.
Raporda zaman zaman VUS – Variants of Uncertain Significance, yani “klinik önemi belirsiz varyant” ifadesi de görülebilir. Bu, söz konusu genetik değişikliğin saptandığını ancak mevcut bilimsel bilgilerle kanserin gelişimindeki veya tedavi yanıtındaki etkisinin yeterince açıklanamadığını ifade eder. VUS sonucu, tek başına hedefe yönelik tedavi başlanması gerektiği anlamına gelmez.
Test sonucunda hedeflenebilir bir genetik değişiklik saptanmaması, hastanın tedavi seçeneğinin olmadığı anlamına gelmez.
Sonuç kullanılan panelin kapsamı içinde değerlendirilmelidir. Her test aynı genleri veya aynı gen bölgelerini araştırmaz. Ayrıca tümör hücre oranının düşük olması, DNA/RNA kalitesi ve analiz yönteminin teknik sınırları sonucu etkileyebilir.
Bu nedenle negatif sonuç özellikle klinik beklentiyle uyumlu değilse örneğin yeterliliği, kullanılan testin kapsamı ve gerektiğinde alternatif moleküler yöntemler açısından yeniden değerlendirilebilir.
Akciğer kanseri için yapılan tümör moleküler testi ile kalıtsal kanser yatkınlığı testi aynı şey değildir.
Tümör dokusundaki değişikliklerin büyük bölümü yalnızca kanser hücrelerinde bulunan somatik değişikliklerdir. Bu nedenle örneğin tümörde EGFR veya KRAS değişikliği saptanması, kişinin çocuklarında aynı değişikliğin bulunacağı anlamına gelmez.
Bununla birlikte bazı hastalarda kişisel kanser öyküsü, genç yaşta kanser gelişmesi, ailede belirli kanserlerin yoğun görülmesi veya tümör analizinde kalıtsal olabileceğinden şüphe edilen bir değişiklik saptanması durumunda germline genetik değerlendirme ayrıca gündeme gelebilir. Böyle bir durumda tümör testi yerine veya tümör testine ek olarak kan ya da tükürük gibi normal hücreleri temsil eden bir örnek üzerinden kalıtsal genetik analiz yapılması gerekebilir.
Süreç genellikle patoloji tanısının ve tümör tipinin belirlenmesiyle başlar. Ardından hastanın klinik durumu ve tedavi planına göre hangi moleküler analizlerin gerekli olduğu değerlendirilir.
Doku kullanılacaksa patoloji materyalinden uygun tümör alanı seçilir ve moleküler inceleme için DNA ve gerektiğinde RNA elde edilir. Likit biyopsi yapılacaksa uygun kan tüplerine alınan örnekten hücresiz DNA izole edilir.
Sonraki aşamada PCR, gerçek zamanlı PCR, FISH, immünohistokimya veya NGS gibi yöntemlerden biri ya da birkaçı kullanılabilir. Kullanılacak yöntem, araştırılan moleküler değişikliğin türüne ve laboratuvarın kullandığı teste göre değişir.
Sonuçta bulunan varyantlar değerlendirilerek moleküler rapor hazırlanır. Ancak rapordaki değişikliklerin tedavi kararına dönüştürülmesi medikal onkoloji, göğüs hastalıkları, patoloji, göğüs cerrahisi ve gerektiğinde tıbbi genetik gibi branşların birlikte değerlendirmesini gerektirebilir.
Ankara'da akciğer kanseri genetik testi yaptırılması planlanırken yalnızca “kaç gene bakılıyor?” sorusuna odaklanmak yeterli değildir. Testin hangi materyalden çalışıldığı, DNA ve RNA analizlerinin kapsamı, füzyonların araştırılıp araştırılmadığı, kullanılan teknolojinin analitik özellikleri ve sonuçların nasıl yorumlandığı da önemlidir.
Özel Ankara Genetik Merkezi'nde akciğer kanseri moleküler test süreci değerlendirilirken mevcut patoloji materyalinin türü, klinisyenin talep ettiği moleküler inceleme ve test için uygun örnek koşulları dikkate alınmalıdır.
Özellikle başka bir hastanede alınmış biyopsi veya ameliyat materyalinden genetik analiz planlanıyorsa ilgili patoloji preparatları ve parafin blokların moleküler incelemeye uygunluğu değerlendirilmelidir. Gereksiz şekilde yeni bir biyopsi yapılmasına karar verilmeden önce mevcut materyalin kullanılabilir olup olmadığı araştırılabilir.
Bazı hastalarda evet. Moleküler analiz sonucunda hedeflenebilir bir değişiklik bulunması, standart kemoterapiden farklı bir tedavi seçeneğinin değerlendirilmesini sağlayabilir.
Örneğin EGFR mutasyonları, ALK veya ROS1 füzyonları, BRAF V600E, MET exon 14 skipping, RET ve NTRK füzyonları, KRAS G12C ve belirli HER2 değişiklikleri günümüzde tedavi açısından klinik öneme sahip moleküler bulgular arasında yer almaktadır.
Bununla birlikte bir mutasyonun bulunması otomatik olarak belirli bir ilacın kullanılacağı anlamına gelmez. İlacın ilgili hastalık evresindeki endikasyonu, önceki tedaviler, hastanın genel sağlık durumu ve ülkedeki ruhsat/geri ödeme koşulları ayrıca değerlendirilmelidir.
Test zamanlaması hastanın tümör tipi ve hastalığın evresine göre belirlenmelidir. Özellikle hedefe yönelik tedavi seçeneğinin gündeme gelebileceği hastalarda moleküler sonuçların tedavi başlamadan önce elde edilmesi önemli olabilir.
Bununla birlikte moleküler analiz yalnızca ilk tanı sırasında yapılmak zorunda değildir. Hastalık tedavi altında ilerlediğinde kanser hücrelerinde yeni değişiklikler ortaya çıkabilir ve bunların bir kısmı kullanılan ilaca karşı direnç gelişimini açıklayabilir. Bu nedenle bazı hastalarda hastalığın ilerlemesi sırasında tekrar doku biyopsisi veya likit biyopsi ile moleküler inceleme gündeme gelebilir.
Her akciğer kanseri hastasında aynı genetik test gerekli değildir. Ancak özellikle küçük hücreli dışı akciğer kanserinin belirli alt tiplerinde moleküler analiz, hedefe yönelik tedavi seçeneklerinin belirlenmesi açısından günümüzde tedavi planlamasının önemli bir parçasıdır.
Test kapsamına göre EGFR, ALK, ROS1, KRAS, BRAF, MET, RET, NTRK ve ERBB2/HER2 başta olmak üzere çok sayıda genetik değişiklik araştırılabilir. Geniş NGS panellerinde bunların dışında ek kanser ilişkili genler de incelenebilir.
Her zaman gerekmez. Daha önce alınmış biyopsi veya ameliyat materyali yeterli miktarda ve uygun kalitede tümör dokusu içeriyorsa mevcut parafin blok veya preparatlar moleküler analiz için kullanılabilir.
Uygun hastalarda likit biyopsi yöntemiyle kandan tümöre ait DNA değişiklikleri araştırılabilir. Ancak negatif kan sonucu tümörde mutasyon bulunmadığını kesin olarak göstermez; gerekli durumlarda doku testi ile tamamlanması gerekebilir.
“Pozitif” sonuç tek başına yeterli bir tanım değildir. Hangi genetik değişikliğin bulunduğu ve bu değişikliğin klinik olarak hedeflenebilir olup olmadığı değerlendirilerek sonuç hastanın onkoloji tedavi planıyla birlikte yorumlanır.
NGS, tek bir örnek üzerinden çok sayıda genin birlikte değerlendirilmesini sağlar. Özellikle küçük biyopsi örneklerinde doku kullanımını azaltabilmesi ve farklı türde moleküler değişiklikleri aynı analiz sürecinde araştırabilmesi önemli avantajlar sağlayabilir.
Tümörde saptanan çoğu değişiklik kalıtsal değildir ve aile bireylerinin otomatik olarak test edilmesini gerektirmez. Ancak hastanın kişisel veya aile öyküsü kalıtsal kanser yatkınlığını düşündürüyorsa tıbbi genetik değerlendirme sonrasında ayrıca germline test planlanabilir.
Hayır. Moleküler test, tedavi seçiminde kullanılan önemli verilerden biridir fakat tek başına karar vermez. Hastalığın evresi, tümör tipi, PD-L1 durumu, önceki tedaviler, hastanın genel sağlık durumu ve mevcut tedavi seçenekleri birlikte değerlendirilmelidir.
Akciğer kanseri artık yalnızca mikroskop altında görülen hücre tipine göre sınıflandırılan bir hastalık değildir. Özellikle küçük hücreli dışı akciğer kanserinde tümörün moleküler kimliği, kişiselleştirilmiş tedavi yaklaşımının önemli bir parçası haline gelmiştir.
Bu nedenle akciğer kanseri genetik testi planlanırken yalnızca test yaptırmak değil, doğru hastada doğru örnekten yeterli kapsamda moleküler analiz yapılması önem taşır. Doku temelli moleküler testler, NGS ve uygun hastalarda likit biyopsi sayesinde tümörün genetik özelliklerinin ayrıntılı olarak değerlendirilmesi mümkün olabilir.
Özel Ankara Genetik Merkezi için akciğer kanseri moleküler testi planlanırken mevcut biyopsi veya ameliyat materyalinin uygunluğu, yapılması istenen genetik analiz ve gerekli örnek koşulları hakkında bilgi alınabilir. Moleküler test sonucunun ise hastanın takip ve tedavisini yürüten hekim tarafından patoloji bulguları ve klinik verilerle birlikte değerlendirilmesi gerekir.
Merkezimizde başlıca genetik danışmanlık, sitogenetik, moleküler sitogenetik, moleküler genetik alanlarında hizmet verilmektedir. Merkezimize başvuran hastalarımızın genetik nedenli olduğu düşünülen problemlerine güncel bilgi ve teknoloji kullanılarak yardımcı olunmaktadır.
Kromozom bozuklukları, genetik hastalığın önemli bir kategorisini oluşturur. Sitogenetik testler, kromozomların sayısı ve morfolojisini incelemektedir.
İnsan sağlığının bozulmasına neden olan ve yaşam düzenini değiştiren hastalıklar, moleküler testler aracılığıyla tanı ve tespiti yapılmaktadır.
Moleküler biyoloji ve sitogenetik tekniklerin birlikte kullanımı ile rutin kromozom analizlerinin kapsamını genişleten ve tanı değerini yükselten bir disiplindir.
Kanser tedavisinin başarısını, kanserin erken evrede teşhisi büyük oranda etkilemektedir. Genetik tanı merkezimizde bir çok kanser testi yapılmaktadır.



Genetik analiz ve klinik danışmanlık hizmetlerini, en güncel bilimsel bilgi, tanı ve tedavi yöntemlerini kullanarak, en yüksek teknoloji ve kalite standartlarında, hizmet sunuyoruz.
- Her türlü hastalık riskine rağmen insanlara yardım ettiler.
- Yolumuzun Dilara Hanım ile kesişmesi bizim için şans oldu.
- Beni ve tüm ailemi bu sıkıntıdan kurtardınız
Tüm YorumlarDeğerli Ankara Genetik ailesi, başta Dilara hanım olmak üzere özverili bir şekilde kendilerini işlerine adamış diğer tüm Ankara Genetik çalışanlarına tebrik ve teşekkürlerimi iletmek isterim. B{...}
12.06.2022Ankara Genetik Ailesine; Eşim ve ben uzun zamandır çocuk sahibi olmak istiyorduk. Daha önce 5 kere başarısızlıkla sonuçlanan tüp bebek denememiz oldu. Tavsiye üzerine Ankara Genetiğe gelip Dil{...}
09.06.2022Özel Ankara Genetik Ailesi; Tavsiye üzerine sizinle tanıştım. Eşimle planladığım çocuk düşüncesi üzerine genetik danışmanlığına geldik hiç bir ücret ödemeden bize 90 dk genetik danışmanlık ver{...}
09.06.2022